05 Mart 2009 Perşembe
Bizi artık buradan takip edebilirsiniz
26 Aralık 2008 Cuma
Gelecekteki yönetim meslekleri

1- Mutluluk Müdürü (Happiness Manager) : Adından da basit bir şekilde anlaşılacağı üzere bu mesleği yapanların görevi, şirkette çalışanları mutlu etmeye çalışmak.
2- Karbon vergi danışmanı (Carbon Tax Consultant): İlerleyen zamanlarda zaten doğaya önem vermeyen şirketlerin en gerekli personeli karbon vergi danışmanları olacak sanırım. Yeşilci şirketlerin antlaşmaları gereği vergiler olacaktır muhtemelen. Eee haliylen o işi yapacak birileri gerekli.
3- İkinci bahar kariyer danışmanı (The second Spring Career Consultant): Gelecekte insanların yaş ortalaması uzayacağı tahmin ediliyor. Çok riskli bir iş olsa da emekli olan insanların tekrar çalışmak istediklerin de onlara destek olacak danışmanlar lazım.
4- Basitlik Müdürü (Simplicity Manager) : Basit bir şekilde alınan işleri en basit bir şekilde nasıl yapılacağını birilerinin hesaplaması her zaman iyi olucaktır.
5- Trend analisti/Danışmanı (Trend Analyst): Sürekli trend değişimi ile karşı karşıyayız ve bu değişim süreci de hızlanıyor. Bu yüzden sırf değişen trendleri takip edecek en az bir personele gerek duyulacak.
6- Deneyim Tasarımcısı (Experience Designer): Günümüzde ki şirketler sürekli deneyimlerini pazarladıklarını söylüyor. Ancak bunun belirli bir planda olması gerekli.
7- Uzay hostesi (Space Hostess): Uzayda yaşam hayal olmaktan çıktığına göre oraya doğru uçan yolculara birilerinin yardım etmesi gerekli.
8- Yeşil Enerji Danışmanı/Uzmanı (Green Energy Consultant/ Expert): Günümüzün en popüler slogani şirketler için yeşil enerji. İlerde bu konuda gerçekten uzman kişilere ihtiyaç olunacak.
9- İç Pazarlama Danışmanı (Inner Marketing Consultant)/ İç iletişim Müdürü (Inner Communication Manager): Şirket çalışanlarının daha verimli çalışması için herşeyi yapabilecek bir ekip lazım olacak. Bence de bu durum için gerekli bir personel alımı şart olucaktır.
02 Aralık 2008 Salı

İlk adım; işle bağlantılı becerilerinizi biraz geri plana alın. Kendinizi şirketin potanisyel çalışanı olarak görmek yerine, mini bir kar-zarar merkezi olarak düşünün. Çünkü ekonomik sıkıntıların ön planda olduğu dönemlerde iş verenler,adayların beceri listesinden,bu becerilerin sonuçlarına değer vermeyi tercih ediyor.
İkinci adım; CV'nize elde ettiğiniz özel bazı başarılarınızı yerleştirin. Bunlara, iş verenin her bir başarıda neler kazandığınıda ekleyin.Böylece sizin gibi iş arayanların önüne geçebilirsiniz.
Üçüncü olarak bir kar-zarar tablosu yapın. Neden mi? Çünkü İK yöneticileri iş arayanları iki gruba ayırıyor: Para kazandıranlar ve tasarruf ettirenler. Bu genel görüşten yola çıkarak, kendi pozisyonunuzu da kurumsal kar-zarar tablosunda konumlandırın. Çalışmalarınızın şirkete kazandırdıkları ve kazandırabilecekleri yönünde örnekleri biraraya getirin.
Kendinize şu soruları sorun: Çalışmalarım şirketi ve departmanımın performansını nasıl etkiledi? Çalışmalarım diğer çalışanların ve yöneticilerin çalışmalarını daha kolay,hızlı ve etkili hale getirdi mi? Bu sorulara yanıtlarınızı örneklerle zenginleştrip, şirkete para kazandırma veya tasarruf ettirme yönünde ne gibi başarıları beraberinde getirdiğini göstermeniz CV'ye farklı bir değer de katma potansiyeline sahip.
11 Kasım 2008 Salı
Aman CEO’nuza Söylemeyin!

İyi anlaştığınız bir yöneticiniz olabilir, onunla projelerinizi, aklınızdaki konuları rahat rahat konuşuyor olabilirsiniz. Ama yine de dikkat edin. Çünkü CEO’ların önemli bir bölümü iyi insanlardır tamam ama aynı oranda ciddi insanlardır kaçınılmaz olarak. Bu nedenle lafa söze dikkat etmek şart. İşte bir CEO’ya söylememeniz gerekenler…
1. “Size bu konuda geri döneceğim.” Türkçe meali, ödevinizi yapmadınız. Bu durumda dürüst olup hazırlanmadığınızı söyleyin daha iyi…
2. Kurumsal programla ve şirket içi kurallarla sakın dalga geçmeyin. Çünkü bunların hepsi düzeni sağlamak ve korumak için oluşturuldu.
3. Bir sunum yapacağınız zaman espri ve geyik ile söze başlamayın. Bir CEO’nun iş planında yerinizi aldığınıza sevinmeniz gerekirken, mizah ile yanlış yola sapmayın.
4. “Bu söylediğinizi yapmak imkansız.” Hiçbir CEO böyle bir bahane duymak istemez. Çünkü hiçbir yöneticinin kitabında ‘imkansız’ diye birşey yoktur, en fazla ‘zor’ sıfatı vardır.
04 Kasım 2008 Salı
İŞ GÖRÜŞMESİNDE İK’CILARIN SORU YAĞMURUNA HAZIRLIKLI OLUN. AMA HEP ONLAR SORACAK DEĞİL, SİZ DE MAAŞINIZI SORACAKSINIZ. AMA NASIL? ÜCRET POLİTİKASINI ÖĞRENMENİN DE İNCELİKLERİ VAR.
İş görüşmesine gitmeden şirket hakkında çalışma yapmakta fayda var. Daha önce aynı şirketle görüşen arkadaşlarınız ya da şirket çalışanı tanıdıklarınız bu konuda yol gösterici olabilir. Nicholson International danışmanlarından Mutlu Eroğlu, bu tür araştırmaların faydalı olduğunu söylüyor ancak kariyerinin ilk adımlarını atanlar için önemli bir noktaya dikkat çekiyor: Mesleki tecrübe... Yönetici adayları için ilk aşamada en önemli konu mesleki tecrübe edinmek olduğundan; ücret konusuna gelindiğinde verebilecekleri en profesyonelce yanıt: "Belli bir ücret politikanız olduğuna inanıyorum ve bu ücret politikası benim için de uygun olur.”
Lafın özü maaş sorduklarında hemen atlamayın, mesleki tecrübenin daha önemli olduğunu aklınızdan çıkarmayın... Ama açık ve net olmaktan da kaçınmamak gerekiyor. Eroğlu, görüşmeyi yapan kişilerin yönetici adaylarının iş yaşamını detaylıca sorgulayacağını söylüyor. Böylece yetkin ve tecrübeli olduğu konular da kendiliğinden ortaya çıkıyor. Tabii işin çok başındaysanız, tecrübeden çok eğitim dönemindeki eğilimler ve başarılı olunan konular ön plana çıkacak.
Bu sırada hangi işi ne koşullarda talep ettiğinize sıra geldiğinde esnek olmaya dikkat edin. Çünkü “en ideal iş” hiç bir zaman yoktur ve muhtemelen olmayacak da... Eroğlu’nun bu aşamada tavsiyesi şu:”
Esnek davranmak gerektiğini unutmayın. Örnegin finans konusunda
çalışmak isteyen bir yönetici adayı bütçe veya finansal analiz bölümlerine de sıcak bakın”
Tüm bu görüşmeler sırasında danışmanlık şirketi iki tarafı da yönelendiriyor. Eroğlu, firmalara ücret skalalarının pazar ile kıyaslandığında ne seviyede olduğunu ve istedikleri nitelikte bir adayı işe alabilmek icin nasıl bir ücret ya da ücret paketi vermeleri gerektiğini mutlaka söylediklerini anlatıyor. Ama bunun yolun başındakiler için o kadar da kolay olmadığını bilmeniz gerekiyor. Çünkü pazar verilerinin ortalamasını yakalamasa da, ücretleri net olarak belirlenmiş ve bu şekilde çalışmaya devam eden firmalar var.
Adaylara da istedikleri ücretin şirket tarafından karşılanıp karşılanmayacağı açıklıkla söyleniyor. Ama firmaların ücret seviyeleri firmalardan adaya resmen bir iş teklifi gelinceye kadar açıklanmıyor.

23 Ekim 2008 Perşembe
Yöneticinin Yörüngesi
Aaa bizim patron t-shirt giymis!!!
Şirket hayatını hemen hepimiz biliyoruz. Ofiste her zaman ciddi olan patronunuz , sürekli personeline şunu yap bunu yap komutları ile görev üstüne görev verir. Verdiği işleri sık sık kontrol etmesi ise cabasıdır tabi. Ancak nedendir bilinmez ofis dışındayken patronumuz bize hep farklı gelir. Onu spor kıyafetlerle görmek, gülerken görmek bizleri inanılmaz derecede şaşırtır. Artık buna alışmanın vakti geldi ve alışsak iyi olur.
Genç işi dergi Planet Young geçen sayısın da,ofis dışında yöneticilerin nasıl hayatları var sorusunun cevaplarını aramış. Onlara yardımcı olan ise Netron Group Uluslararası İş Geliştirme Direktörü Ayberk Kuday. Keyifli sohbet için okumaya devam...
Bu ev ‘MASAL’ gibi...
Yine uzun bir hobi listesi var karşımızda. Başlıyoruz saymaya: Uçak ve araba simülasyonu, sinema ve zengin DVD koleksiyonu, sonsuz bir teknoloji ilgisi, teknoloji dergilerine yazarlık ve yeni ürünlerin beta testing’leri, çizgi romanlar ve FRP. Başrolde ise Netron Group Uluslararası İş Geliştirme Direktörü Ayberk Kuday var. Eskiden beri uçak simülatörlerine ilgisi olduğunu belirterek söze başlayan Kuday, “Bir ufuk çizgisi, bir uçak, bir altimetre ve bir pusuladan ibaret oyunla güya navigasyonu yapıp yol alıyordunuz” diye hatırlıyor. Bilgisayarın yetisi arttıkça oyunların daha zenginleştiğini belirten Kuday’a göre, senaryo ve teknoloji ile artık gerçek yaşamda uçuş eğitimlerinde kullanılan detaylara kadar erişildi. Evinde en ince detaylarına kadar düşündüğü uçak ve araba simülasyonlarına sahip olan Kuday, ABD’de okurken edinmeye başladığı parçaları hâlâ yurtdışından temin ettiğini söylüyor.
Dünyanın DVD’si evde
Evde bir bilardo masası da göze çarpıyor ama Kuday, bunun daha çok kardeşinin merakı olduğunu belirtiyor. Ayırabildiği kadar zamanı simülatörlerine ayıran Kuday’ın esas zamanını alan hobisi ise filmler. Söz Kuday’da: “Her akşam 2 saatimi güzel bir filme ayırırım, cebi falan açmam. 3 binin üstünde DVD’m var. Hatta bir database bile oluşturdum. Barkod okuyucum var. Her DVD aldığımda barkodunu okutup bu database’e kaydederim. Database, filmin tüm detaylarını da içeriyor. Hangi filmi ne zaman seyrettim, nereden aldığım bilgisini de tutuyor bu database.”
Tek bir tarza bağlı olmadığını söylüyor Kuday ama kitaplarından DVD’lerine kadar bilimkurgu türüne ilgisini de belirtmeden geçmiyor. Arşivde Japon animelerinden Avrupa sinemasından örneklere, ABD’de popüler olup bizim de tanıştığımız Seinfeld, The Friends, 4400 gibi dizilerin tüm bölümlerini içeren kutu setlerine kadar gerçekten göz kamaştırıcı bir içerik söz konusu. Film izleme ve DVD arşivinin zenginliğine zenginlik katmanın sonu olmadığını söyleyen Kuday’ın, bir ilgi alanı da kaçınılmaz olarak donanım. Evindeki home theatre sistemini milim milim kendisinin oluşturduğunu gururla vurgulayan Kuday, “İnternet forumlarında ses haritası bile çıkarttık. Sonuçta yönetmenin yaratmak istediği etkiyi evimde de hissetmek istiyorum” diyor. Kuday’ın bu eğilimi bilgisayarları için de geçerli. Onları da sürekli en üst seviyede tutmaya çalıştığını vurgulayan Kuday, şöyle devam ediyor: “Beta testing ile hâlâ ilgileniyorum. ABD’de bu işler daha kolaydı. Orada firmalar yeni geliştirdikleri şeyleri gönderir ‘test edin’ der. Burada daha geç geliyor veya kendi çabalarımla almam gerekiyor. Ama burada da beta testing yapıyorum. B
unu da bir firma için falan değil kendi merakımdan yapıyorum.”
Test edip onaylama zamanı
Konu test etmek olunca Kuday’ın önceliği PC donanımları. Son dönemlerde mobil cihazları, sundukları kolaylıkları denemeyi de sevdiğini söyleyen Kuday, özünde ağ ekipmanları ve mobil cihazlara ilgisinin yoğun olduğunu ifade ediyor. Bu
beta testing deneyimleri, okurla da buluşuyor. Mobimag dergisinde bir köşesi olan Kuday, burada da yeni cihazlar ve trendler hakkında bilgi veriyor.
Şimdi de spor zamanı… Üniversiteye kadar Yüzme İhtisas Kulübü’nde lisanslı olarak yüzme ve su topu oynadığını hatırlayan Kuday, takım sporu ile uğraşmanın kişisel gelişime önemli katkıları olduğunu vurguluyor ama eklemeden geçemiyor: “Artık maalesef devam edemiyorum. Çünkü özellikle su topu, düzenli antreman ve kondisyon gerektiriyor.” Ve sırada FRP var. Bilgisayarda FRP’yi tercih eden Kuday, şöyle devam ediyor: “Genellikle tüm bilgisayar oyunları bir senaryoya bağlıdır ve bir sonu, oyunu yazanların yarattığı bir sınırlama ağı vardır. FRP ise bana bir dünya yaratıyor, bu dünyada her şey var ve ben istediğimi yapmakta özgürüm. Hikaye yok. Ben nasıl davranırsam, karakterim de ona göre gelişiyor, buna göre insanlardan tepkiler alıyorum. Başrolde ben varım ve hikaye de bana ait.”
Her şey mümkündür!
Yoğun iş hayatının ortasında FRP’ye yer ayırmak, Kuday’a göre pek kolay değil. Bunun, iyiden iyiye zaman isteyen bir hobi olduğunu ifade eden Kuday, okuldayken günde 8-10 saat vakit ayırabildiği FRP’ye artık bu zamanı ayırmasının imkansız olduğunu vurguluyor. Bu yüzden içinde bulunduğu süreçte Kuday’ın tercihi DVD koleksiyonuna ilgi göstermeye devam etmek ve simülasyonlarda zaman geçirmek odaklı. Unutmadan… Bir de işin çizgi roman tarafı var. En baştan beri çizgi roman merakının olduğunu vurgulayan Kuday, bu konuda ciddi bir arşivi olduğunu, odalara sığmayan, kutular dolusu koleksiyonu gururla belirtiyor. En sevdiği çizgi roman serilerinden birinin Conan olduğunu belirtmeden geçmeyen Kuday, şöyle devam ediyor: “Çizgi roman, normal kabul edilmiş gerçeklerin dışında, farklı dünyaların hikayelerini anlatır. Bu da hayalgücünü geliştirir, ‘mümkün değil’, ‘imkansız’ kelimelerini insanın lügatından kaldırır. Çünkü bilirsiniz ki, her şey mümkün aslında.”
12 Eylül 2008 Cuma

NURAY AKMERİÇ / SAS Genel Müdürü
Program: CEO'lardan Yönetim Dersleri
Konu: Analitik ve İş Zekası
“Analitik rekabet ile hem dikiz aynasından geriye bakabilirsiniz; hem de dönmeden önce önünüzdeki virajda sizi nelerin beklediğini görebilirsiniz.”
Analitiği ve iş zekasını açıklayan SAS Genel Müdürü Nuray Akmeriç konuyla ilgili şunları söyledi: “Günlük hayatımızda bulunan birçok veriden anlamlı bilgiler elde edebilmek çok önemli. Analitik; bu bilgiden üretilen tahmini modelle karar vermek ve aksiyona geçebilmektir. Analitik iş zekasının bir alt kümesidir. İş zekası ise veriyi; iş performansınızı analiz etmek için kullanan yöntemdir. Analitik rekabet ile hem dikiz aynasından geriye bakabilirsiniz; hem de dönmeden önce önünüzdeki virajda sizi nelerin beklediğini görebilirsiniz. Artık günümüzde şirketler analitik rekabet ile hareket edecektir.”

